Bugün - 10 Aralık 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Künyemiz
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.finikeakdeniz.com.tr Logo
FİNİKE
FİNİKE SPOR
DEMRE
KUMLUCA
ANTALYA
GÜNCEL
-
Antalya 27°°C
Yazar Detayları

Ömer Akgün TEKİN

Ömer Akgün TEKİN - FİNİKE’DE TURİZM OLUR MU?

FİNİKE’DE TURİZM OLUR MU?
Yazı Tarihi: 25 Mayıs 2012 Cuma

 

FİNİKE’DE TURİZM OLUR MU?

(FİNİKE ve EKOTURİZM)

 

Turizm kavramının bilimsel kaynaklardaki tanımlarına bakıldığında, karşımıza öz olarak aşağıdaki içerik çıkmaktadır;  

 

            Turizm, kişinin;

 

            a) Sürekli ikamet ettiği yerden başka bir yere gitmesi,

            b) Gittiği yerde sürekli ikamet etme amacı ve para kazanma amacı gütmemesi,

            c) Gittiği yerde en az 24 saat konaklaması,

            d) Gittiği yerdeki turizm işletmeleri ve/veya diğer işletmelerin hizmet ve ürünlerinden            satın alarak para bırakması sonucu ortaya çıkan olay ve ilişkiler bütünüdür.

 

Günümüzde, yukarıdaki tanımın gerçekleştirilmesini sağlayan onlarca farklı turizm türü bulunmaktadır. Ancak turizm denince birçok kişinin aklına ilk aşamada haklı olarak beş yıldızlı oteller ile deniz, kum ve güneş üçlüsü gelmektedir. Oysa turizm faaliyeti yalnız beş yıldızlı oteller, deniz kum ve güneşten ibaret bir faaliyet türü değildir. Ancak ülkemiz genelindeki turizm faaliyetlerinin büyük çoğunluğu maalesef beş yıldızlı tesislerin adeta beton yığınları halinde işgal ettiği kıyılarda, deniz, kum, güneş üçlüsünden faydalanarak gerçekleşmektedir.

 

Bu üzücü durum, ülkemizdeki turizm çeşitlerini ortaya çıkaracak “turistik alt yapı” olanaklarımızdan yeterince iyi faydalanamamızdan kaynaklanmaktadır.

 

Bir turizm noktasında (turizm destinasyonu)birden fazla turizm çeşidini ortaya çıkararak turizmi sezonluk olma sıkıntısından kurtararak bir tam yıla yayma ve turizm faaliyetlerinin ülkenin veya bölgenin sadece belirli noktalarına dağılmasını önleyerek, turizm faaliyetini hem bir tam yıla yaymak hem de birçok bölgeye dağıtmak için, o turizm alanının (destinasyonun) bilimsel kaynaklarda “turistik alt yapı” olarak değerlendirilen olanaklarına bakılması gerekmektedir.

 

Peki, “turistik alt yapı” nedir?

 

Turistik alt yapı, belirli bir bölgede turistik çekicilik özelliği taşıyan her türlü doğal, tarihi ve kültürel yapı ve oluşumları ifade etmektedir. Yani, deniz, kum, güneş’in bir turistik alt yapı olduğu gerçeği gibi, bir bölgede bulunan antik kentler, tarihi eserler, çeşitli dinler açısından kutsal sayılan mekanlar, belirli bir bölgeye has yöre kültürü (o yörede yaşayan insanların kılık kıyafetlerinden, mutfak kültürlerine ve yaşam tarzlarına ait her şey) doğal harikalar ve güzellikler (kanyonlar, vadiler, şelaleler…), sadece bir bölgede var olan (endemik) bitki ve hayvanlar gibi sayabileceğimiz onlarca farklı olgu “turistik alt yapı”yı oluşturmaktadır.

 

Yukarıda sadece bir kısmına değinilen bu “turistik alt yapı” faktörleri bir bölgenin turistik çekicilik kazanması açısından olmazsa olmaz faktörlerdir. Bölge bu faktörlerden en az bir tanesine sahip ise, bu faktörü tanıtarak, yöreye yerli ve/veya yabancı turist çekmenin yollarını aramalıdır. Ancak bölgeye çekilecek turistlerin en azından konaklama ve yeme içme-içme ihtiyaçlarının karşılanması için de çeşitli tesislere ihtiyaç bulunmaktadır. İşte bunlara da “turistik üst yapı” denilmektedir.

 

Kısaca, bir bölge turistik alt yapı varlıklarına sahip ise, ardından burada tesis edeceği turistik üst yapı unsurları vasıtasıyla (konaklama tesisleri, yiyecek-içecek işletmeleri gibi) bölgeye turist çekebilecek duruma gelmektedir. Bu aşamadan sonrası sadece turistik bölgenin tanıtılması ve pazarlanmasına kalmaktadır. Böylece bu bölge turizme kazandırılmış olur.

 

Ülkemiz ve bölgemiz açısından turizmin önemi nedir?

 

Ülkemiz ve bölgemiz açısında turizm sektörü çok büyük bir önem taşımaktadır. Turizmin başlıca üç ekonomik faydası şu şekilde özetlenebilir;

 

a) Turistik bölgede istihdam oluşturarak, ilgili bölgede işsizliğin azalması.

b) Direkt olarak turistik bölgeye ve dolaylı olarak ülke geneline döviz girişi ile ekonomik fayda sağlaması, iç turizm (yerli turistlerin gelmesi) durumunda ise belirli bir bölgedeki ekonomik birikimin turistik bölgeye aktarılması sonucu bölgeler arasında ekonomik denge oluşturması Örneğin; İstanbul’dan gelen tatilcilerin Finike’de harcama yaparak İstanbul’da elde ettikleri geliri Finike’ye bırakması

c) Yabancı turistlerin gelişi ile ülkenin döviz ihtiyacının karşılanması ve cari açığın azaltılması.

 

Ülkemize 2009 yılında yaklaşık 27 milyon turist gelmiş ve 21 milyar Amerikan Doları civarında döviz bırakmışlardır. Bu rakam azımsanamayacak ölçüde büyüktür. Ancak turistik gelirin elde edildiği illere baktığımızda, bu gelirin çok büyük bir kısmı İstanbul, Antalya ve Muğla’daki turizm faaliyetlerinden elde edilmiştir. Yani gelirin çok büyük bir kısmı tüm Türkiye’deki illerden sadece bu üç ile dağılmıştır. Oysa ülkemizde turizme kazandırılabilecek şekilde turistik altyapı olanaklarına sahip daha onlarca ilimiz, ilçemiz, beldemiz bulunmaktadır.

 

Bu durum sadece iller açısından değil ilçeler açısından da ele alınabilir. Bunun en canlı örneği içinde yaşadığımız Finike ve bölgesidir.

 

Finike ve bölgesi, sahip olduğu turistik alt yapı özellikleri ile birçok fırsat avantajına sahiptir. Ancak konuyu Finike özelinde ele aldığımızda, turizm denince ilk olarak aklımıza Antalya’nın birçok sahil ilçesinde olduğu gibi deniz, kum ve güneş üçlüsü gelmemelidir. Deniz, kum, güneş tabanlı turizm faaliyetleri sağladıkları faydaya rağmen sağlıklı uygulanmadıkları için birçok maliyeti de beraberinde getirmektedir.

 

Deniz, kum, güneş üçlüsüne bağlı olarak doğa harikası sahillerimizde inşa edilmiş olan şatafatlı, süslü beton yığınları turistleri otele hapsederken, bölgede yaşayan halkın turistlerle iç içe olma olanağını, yani kültürel etkileşim fırsatını uyguladıkları “Her şey dahil” sistemi ile ellerinden almıştır. Öyle ki neredeyse Antalya’daki tüm beş yıldızlı otellerde uygulanan “Her şey dahil” sistemi, otelde kalan turistin tüm ihtiyaçlarını otelde karşılayabileceği hizmeti sunmakta, turistin dışarı çıkarak halk ile karşılaşma ve kaynaşma, esnaftan alışveriş yapma olanağını ortadan kaldırmaktadır. Bir anlamda Türkiye’ye gelen turist, Türkiye’yi, misafirperverliği ve sıcakkanlılığı ile ünlü Türk insanını tanımadan bölgeden ayrılmaktadır.

 

Kısaca, Finike için düşünülecek bir turizme açılma süreci kesinlikle deniz, kum, güneş odaklı, beş yıldızlı tesis mantığında düşünülen bir süreç olmamalıdır.

 

Finike turistik açıdan incelendiğinde batısında çok canlı bir turizm yapısı olan Tekirova, Çamyuva, Kemer, Beldibi ile yine doğusunda çok canlı bir turizm yapısı olan Kaş arasında kalmış, adeta turizm açısından keşfedilmemiş kör bir noktadır. Bu tablo çok ilgi çekicidir. Bu durumun ortaya çıkmasındaki başlıca sebep yöre halkının ağırlıklı olarak tarıma bağlı faaliyetlerle ilgileniyor olması ve haklı olarak beş yıldızlı otel mantığındaki klasik turizm faaliyetlerine sıcak bakmamasıdır. Oysa turistik açıdan böylesine zengin bir alt yapıya sahip olan Finike, ekonomik kalkınmasında tarımsal faaliyetlerin yanına turizm faaliyetlerini de ekleyebilmeli, tüm güzelliklerini Dünya’ya tanıtabilmeli, sahip olduğu olağanüstü mirası tüm Dünya vatandaşları ile paylaşabilmeli ve turizmin, ekonomik, sosyal ve kültürel olanaklarından faydalanabilmelidir.

 

Hem turist gelecek, para bırakacak, istihdam oluşturacak, ürün ve hizmet satın alacak, hem de beş yıldızlı beton yığınları sahilleri işgal etmeyecek peki bu nasıl olacak?

 

Cevap; Ekoturizm.

 

Ekoturizm, hem sürdürülebilir bir turizm türü hem de alternatif bir turizm türüdür. Ekoturizm kavramı, aslında resmen 2002 yılında Kanada’nın Quebec kentinde 133 ülkeden gelen 1100 delegenin katılımıyla benimsenmiş ve 2002 yılı “Dünya Ekoturizm Yılı” ilan edilmiştir.

 

Ekoturizm kavramının daha da geçmişine gidilince, “Sürdürülebilir gelişme” felsefesinden doğduğu ve bu felsefe ile yürütüldüğü görülecektir. “Sürdürülebilir gelişme” kavramı kısaca, şu şekilde tanımlanabilir;

 

“Mevcut hammadde ve kaynakların kullanımı, yapılacak yatırımların yönü, elde edilen teknolojik gelişmelerin hedefleri ve kurumsal değişiklikler gibi konularda hem bugünün hem de gelecek nesillerin ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran bir değişim süreci.”

 

“Sürdürülebilir gelişme” felsefesi İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Dünya genelinde ortaya çıkan hızlı kentleşme ve sanayileşme sonucunda çevrenin ve doğal kaynakların tüketilmesine karşı bir önlem olarak ortaya çıkartılmış bir bakış açısıdır.

 

“Sürdürülebilirlik” kavramı 1992 yılında Brezilya’nın Rio De Jenario kentinde yapılan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansında temellenmiştir. Bu konferansta yer alan 182 ülke arasında Türkiye de bulunmaktadır. Konferansın sonunda “Agenda 21” (Gündem 21) imzalanarak ortaya bir program çıkartılmış ve sürdürülebilirlik felsefesinin tüm uygulama alanlarında gerçekleştirilmesine yönelik tedbirler alınmıştır. Programda sürdürülebilir gelişme önem verilen tüm politik alanlarla ele alınmış olup, yoksullukla mücadele, nüfus politikası, ticaret, çevre, iklim ve enerji politikaları, arazi politikası ve finansal ve teknolojik işbirliği üzerine önemli bulgular irdelenmiştir. Agenda 21’de turizm doğrudan ele anılmamış olsa da, “sürdürülebilirlik” kavramı ile ekolojik, kültürel ve sosyal çevrenin korunması turizm politikası için bir reçete pozisyonunda olmuştur.

 

Sonrasında sürdürülebilir turizm; doğal, kültürel ve sosyal kaynakları uzun vadede güzelleştiren ve koruyan, olumlu ve ılımlı bir tarzda ekonomik gelişme ile destekleyen bir turizm türü olarak tanımlanmaktadır.

 

İşte bu noktadan hareketle zaman içerisinde turizm sektöründe de, turizm faaliyetinin geliştiği bölgenin doğal ve kültürel çevresine zarar vermeyen, mümkün ise fayda sağlayan uygulamaları bünyesinde barındıran turizm çeşitleri geliştirilmeye çalışılmıştır. Ekoturizm de bu sürdürülebilir turizm çeşitlerinden bir tanesidir.

 

Ekoturizm, aşağıdaki belli başlı özellikleri bünyesinde barındırmaktadır;

 

1. Ekoturizm doğa tabanlı bir turizm çeşididir.

2. Ekoturizm, uygulandığı alandaki doğal, kültürel ve sosyal kaynakların sürdürülebilirliğine odaklanarak bu kaynaklara zarar vermez.

3. Ekoturizm öncelikle uygulandığı bölge halkına ekonomik fayda sağlar.

4. Ekoturizmden elde edilen ekonomik kaynaklar öncelikli olarak yerel halka fayda sağlamakla beraber uygulandığı alandaki çevrenin, doğal, tarihi ve kültürel mirasın korunmasına ve tüm Dünya’ya tanıtılmasına olanak sağlar.

5. Ekoturizm sürdürülebilirlik felsefesinden ayrı gerçekleştirilemez.

6. Ekoturizm, uygulandığı bölge halkının kültürel özelliklerinin zaman içerisinde dejenerasyona uğraması önünde bir engel oluşturur. Bölge halkının kültürel mirasının korunmasına yardımcı olur.

 

Ekoturizmin tanımı ise şu şekildedir;

 

Avustralya Ekoturizm Birliği ekoturizmi, “öncelikle çevresel ve kültürel anlayışın beslenip büyüdüğü, değerinin anlaşıldığı ve kaynakların korunduğu doğal alanlarda yaşamaya odaklanan, ekolojik olarak sürdürülebilir bir turizm” olarak tanımlamıştır.

 

Dünya genelinde birçok ülke sadece ekoturizm uygulamalarından bile oldukça iyi ekonomik, sosyal ve kültürel faydalar elde etmektedirler. Bu ülkelerin en önemlilerinden biri Avustralya’dır.

 

Dünya’nın birçok farklı noktasından eko turistler, ekoturizm destinasyonlarına giderek buradaki doğal ortamda, bölge halkı ile iç içe tatil yapmaktadırlar. Gittikleri ekoturizm alanlarında bölge halkı ile ecoldoges adı verilen ekolojik tesislerde (bölgenin kendine has doğal mimarisi ile inşa edilmiş evler) konaklamaktadırlar. Bölgeye gelen ekoturistler tatillerini doğal ortamlarda, bölge halkı ile iç içe geçirmekte, tatilleri boyunca adeta o bölgenin insanına dönüşmektedirler.

 

Nasıl Yapmalı, Nereden Başlamalı?

 

Çok zor değil!

 

Tüm bu tanımlamalarda da görüldüğü üzere, Finike bölgesine bulunan birçok doğal, tarihi ve kültürel turistik alt yapı Ekoturizm uygulaması doğrultursunda ele alınabilir.

 

Adım adım gidelim.

 

            1. Finike ve civarında doğal, tarihi ve kültürel güzelliğe sahip birçok yerleşim yeri bulunmaktadır. Başlangıçta bu yerleşim yerlerinde yaşayan halka, genel olarak turizmin özel olarak da ekoturizmin ne olduğu yalın bir dille anlatılabilir. Ardından halkın konuya yaklaşımı ölçülerek bu girişimde bulunmaya yönelik tutumları tespit edilmelidir.

            2. Sonrasında bölge halkından evlerinin bir veya birkaç odasını eko turistlere açabilecek olanlardan talepler alınmalıdır.

            3. Gelen talepler doğrultusunda, bölge halkına ekoturizmin temel kriterleri ve kurallar Sürdürülebilirlik felsefesi, eko turistlere sunulacak olanak ve hizmetler gibi konular) aktarılmalıdır.

            4. Gelen talepler doğrultusunda tespit edilecek konaklama kriterlerine uygun evler artık ecolodges’lara dönüşecektir.

            5.  Bu evlerin (ecolodge’lar) sahiplerini ve ecolodge’larını, kültürlerini, günlük yaşam tarzlarını tanıtan fotoğraflar, kısa videolar, çekilerek kurulacak internet sayfasında yayınlanacak ve bu ekoturizm bölgesi tüm olanakları ile Dünya’ya tanıtılmaya başlanacaktır. Sonrasında da Dünya genelinden veya Türkiye genelinden gelecek eko turistler beklenecektir.

            6. İnternet üzerinden bölgeyi, bölgenin doğal, tarihi, kültürel özelliklerini görebilecek olan eko turistler, yine internet üzerinden istedikleri evi seçerek rezervasyon yaptırarak bölgeye geleceklerdir.

 

Gelen eko turistler ecoldoge’larda ev halkı ile birlikte tatil yapacaktır. Onlarla birlikte o bölgeye has köy kahvaltısı yapacak, doğal ürünlerle beslenecek, hane halkı ile aynı ortamda yaşayarak onlarla karşılıklı olarak tanışma fırsatı bulacaktır. Hatta arzu ederlerse tatilleri boyunca, ev halkı gibi şalvar giyecek, kasket takacak, tarlada sebze toplayacak, çapa yapacak, katıra binecek, özetle tatili boyunca hayatında bir sefer Türk köylüsü, Finike köylüsü olma deneyimini elde edecektir.

 

Eko turistler için bu deneyimler çok önemlidir. Eko turistler bu deneyimlerini belki günlüklerine veya deneyimlerini anlattıkları kitaplarına yazacaklar, çekecekleri fotoğraf ve videoları Dünya’nın öbür ucundaki arkadaşlarına anlatarak birinci ağızdan reklamını yapacaktır. Elbette bu hizmeti veren bölge halkı da hem ekonomik açıdan fayda sağlayacak, hem bir yabancı dost edinmiş olacak hem de Dünya’nın farklı bir kültürünü tanımış olacaktır.

 

Bütün bunların yapılması sürecinde çevrenin, bölgeye ait doğal yapıların, bölge insanlarının kültürlerinin korunması için çeşitli kurallar belirlenmeli, bölgede oluşacak turizm potansiyeli neticesinde olası bir yapılanmaya izin verilmemeli, bölgenin nüfusunda göç yoluyla artışa engel olunmalıdır.

 

Aynı zamanda doğal, tarihi ve kültürel alan ve olguların yıpranmadan taşıyabilecekleri bir “taşıma kapasiteleri” vardır. Bu taşıma kapasiteleri aşıldığı zaman eldeki doğal, tarihi ve kültürel alan ve olgular yıpranmaya, bozulmaya başlar. Buna engel olabilmek için de belirli bir taşıma kapasitesi sınır belirlenerek sürdürülebilirlik konusuna azami dikkat gösterilmelidir.

 

Şimdi Finike’nin onlarca bölgesini düşünün, Mesela Gökbük köyünü. Yukarıda anlatılanları gerçekleştirmek acaba imkansız mı görünüyor?

 

Öğr. Gör. Ömer Akgün TEKİN.

omerakguntekin@akdeniz.edu.tr.

Akdeniz Üniversitesi

Finike Meslek Yüksekokulu

 

[1] “Prof.Dr. Helmut Scharpf, Berlin Teknik Üniversitesi, “21.Yüzyılda Sürdürülebilir Turizm Politikaları”, 1.Uluslararası Turizm Sempozyumu, 1998” Aktaran: Öykü SELİMOĞLU, “Dünya’da ve Türkiye’de Ekoturizm” İstanbul Ticaret Odası Etüt ve Araştırma Şubesi.

 

[2] YILMAZ, H. “Turizm Çeşitlendirmesi Kapsamında Ekoturizmin Ürünü Olarak Tatil Çiftlikleri: Türkiye’deki Tatil Çiftliklerine Yönelik SWOT Analizi” 2008.

 
İletişim E-Posta: omerakguntekin@akdeniz.edu.tr - Telefon: Okunma Sayısı: 5583
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

TURİZM MAĞAZACILIĞI ve FİNİKE
FİNİKE’DE TURİZM OLUR MU?
Diğer Yazarlar

FİNİKE'YE YAKIŞMIYOR
BEN DE BÖYLE YAPTIM, ŞULE YAYINLARI
Finike Küçük, İnsanları Büyük Bir İlçe
KADINSAN BİR KADINLIĞINI BİL!
31 MART 2012 ESKİ GÜNLER
TURİZM MAĞAZACILIĞI ve FİNİKE
MADDİYAT MANEVİYATI HAPSEDERSE
HOŞGELDİN RAMAZAN.....
KAYNAR KAZANDA
BAHARA KARIŞMA
İhale İlanları

Yazarlar 
Hava Durumu ( Antalya )
Bugün
19°°C - 27°°C
Salı
20°°C - 26°°C
Çarşamba
20°°C - 26°°C
Perşembe
20°°C - 25°°C
Namaz Vakitleri ( Antalya )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:5305:3513:0116:4920:1621:49

28 Mayıs 2018 Pazartesi
Tarihte Bugün
1624 - İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin irtihali
1948 - İnsan Hakları Beyannamesi'nin Yayınlanması
Bizi Facebook'ta takip edin
 
Günün Sözü
Dine hizmet ederken müspet hareket etmek ve menfi hareketlerden kaçınmaktır.
(Bediüzzaman Said Nursi)
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,22ms