Bugün - 10 Aralık 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Künyemiz
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.finikeakdeniz.com.tr Logo
FİNİKE
FİNİKE SPOR
DEMRE
KUMLUCA
ANTALYA
GÜNCEL
-
Antalya 27°°C
Yazar Detayları

İsmail YAVAŞ

İsmail YAVAŞ - Hasedin Önlenemeyen Yükselişi

Hasedin Önlenemeyen Yükselişi
Yazı Tarihi: 13 Mart 2013 Çarşamba

Hasedin Önlenemeyen Yükselişi

 

         Dörtbin yıllık medresenin alnında şöyle yazar

         Haddini bil !

         İnsanları küçük görme,

         Allah büyük işleri küçük şeylerden yapar

 

         Küçük şeye takılma ki kaybetme

         Allah’ ın lütfu

         İstediğine verir, istediğinden alır

         Allah alır da verir de

 

         Başkasına verdi diye o en iyi demek değildir ki

         O küçücük işlerle büyük şeyler yapar

         Küçük şeylerle baş döndürücü şeyler yapar ki

         Kendi büyüklüğünü göstersin.

 

         Sen evvela nasihati kendi nefsine söyle

         Hayalı ol, edepli ol

         Yaratan bilir

         Dilediğine dilediğini verir

 

 

         Giriş:

        

         Geçmiş milletlerin çöküşü ve kurdukları devletlerin yıkılışı ekonomik yetersizlik ya da kaybedilmiş savaşlar nedeniyle değildir. Milletleri yıkan kötü ahlaktır. Ahlaki çöküntüdür. Ne yazık ki geçmiş milletlerde görülen hastalıklar çağımızdaki milletleri de etkisi altına almıştır. Bugün ya da yarın güzel insani değerlere sahip çıkma konusunda gevşek davranılırsa veya hakiki insani değerlerden uzaklaşılırsa nefsani hastalıklar günümüz milletlerini de tesiri altına alacaktır. Bu tür hastalıklar bulaşıcıdır. Nedir geçmiş milletlerdeki bu hastalıklar?

 

  1. Şımarıklık,
  2. Küstahlık,
  3. Servet çokluğuyla övünme,
  4. Birbirine sırt dönüp uzaklaşma,
  5. Çekememezlik, kıskançlık, haset.

 

Tarihçe

 

Kıskançlığın tarihçesine bakarsak.. Herkesin bildiği gibi mefistonun Adem’ i kıskanması ile başlar insanoğlunun dünyaya yolculuğu. İblis insanı hep kıskandı. “Neden o da ben değil” dedi. Hazreti Âdem'e karşı ilk oynanan oyundur kıskançlık oyunu. Kabilin Habil’i kıskanmasıyla yeryüzünde bir kere daha yenilenir. Sonra figüranları insanoğlu ve şeytan olan bu çirkin oyun tekrarlanır durur. Öyle görünüyor ki, Goethe'nin ifadesiyle kıyamete kadar da tekrarlanıp duracak. Goethe’ nin “Faust” kitabını okumanızı öneririm. Bu kitapta Faust insanı, mefisto şeytanı temsil eder. Faust ile mefistonun savaşı sürer gider. Kitabın sonunda şöyle der. “Bilmem ki Faust mu kazandı, mefisto mu?”

 

Mefisto, Adem'i çekememişti, Kabil de Hâbil'i, Firavun, Musa'yı, Süleyman Tapınağının yanılan alimleri İsa'yı, nice kendini bilmezler de İnsanlığın İftihar Tablosu En Büyük Bilge’ yi çekemediler. Çekemediler ama sadece kendi ufuklarını kararttılar. Bugün de kötüler iyileri çekemiyor ve hayatlarını azaba çeviriyorlar. İyiliklere, güzelliklere çirkin deyip daha bir çirkinleşiyorlar. Güzel şeyleri baltalıyor, dünyayı kötülükler arenasına çeviriyorlar.

 

Tanım:

 

Çeşitli hikmetlere binaen haset insanların genlerinde var edilmiştir. Haset bir başkasını çekememe, onu kıskanma demektir. Her hangi bir insanın şerefini, başarısını, sağlık ve sıhhatini, rahat ve huzurunu, zenginliğini, makam ve statüsünü, eda endam güzellik ve yakışıklılığını, bilgi ve zekasını, mutluluk ve afiyetini çekememek, kıskanmak, en azından gıpta etmektir.

 

         Belirtiler:

 

         Haset edilen kişideki güzel vasıf ve özellikler, aslında o kişinin kendisine ait değildir ki kıskanılsın. Her türlü özellik O’ na aittir ve O’ nun tarafından verilmiştir. Başka bir kişiye O’ nun tarafından verilen bu nimetler karşısında duyulan hazımsızlık hissidir haset. Haset eden kişi aslında bu özellik ve vasıfların kendisinde olmasını istemektedir. Hasid (haset eden) güzellikler ve iyilikler başkasında bulununca iç huzursuzluk ve rahatsızlık duyar. Haset eden kişi başkalarında olan özelliklerden rahatsızdır. Bir başkasının başarısı onu rahatsız eder. Düşman yerine koyduğu kişiye verilen nimetlerden dolayı üzülür. Neden onda var da bende yok der. Aslında temeldeki rahatsızlık ego rahatsızlığıdır. Her şeye yüksek egosuyla sahiplenen hasid insan güzelliklerin nereden geldiğinin farkında değildir aslında. Nimetin geldiği asıl kaynağı bilemediğinden az şükür etmektedir. Kendisindeki güzelliklerin şükrünü tam olarak yerine getiren bir kişi kıskanmaz. Neden kıskansın ki her şeyi dağıtan O’ dur. O adildir. Vardır bir bildiği der ve kendisine düşene, nasibine razı olur, şükreder. Şükürsüz insan kendindeki iyi özellikleri görmez, başkasındakine bakar.

 

Haset eden kişi kıskandığı kişinin başına gelen sıkıntılara sevinir. Haset eden kişi egoizminin ve kibrinin altında ezilir. Hayır işlerinde bile hayır sahibini kıskanır. Vereni kıskanır, alanı kıskanır. Kendisinde de vardır ama vermez. Hem vermez hem de vereni kıskanır. Bu mefistonun oyunu değil de nedir? İyilik ve hayırları bile kıskanan hasetçinin durumu aslında ciddi bir hastalığın belirtisi değil de nedir? Böyle bir kişiye deli de denebilir. Haset edenler de derecesine göre bu delilikten pay alırlar.

 

         Hasetçinin hayalleri, düşünceleri kirlidir. Düşünce ve hedefleri seviyesizdir Fikirleri bulanık, sisli ve dumanlıdır. Doğruyu göremez, doğru düşünemez, doğru değerlendiremez. İyiliklere kötülük der. Kendine ait değilse güzellikleri çirkin görür. Kendisine nispet edilmeyen en önemli insani değerlerin gerçekleştirilmesine karşı dahi savaş ilan eder. Dahası, gücünü, kendi değerlerini yükseltmeye sarf edeceğine, başkalarının başarılarını karalama, küçük gösterme ve tahrip etme yönünde kullanır. Böyle davranır ve çok defa hasımlarını yakmak için tutuşturduğu ateşte içten içe cayır cayır yanar. Yine de çekememezlikten bıkmaz usanmaz. Kötülük ateşlerini körükler durur. Karşı tarafı küçük düşüreyim diye çırpınır durur. Ama küçük düşen yine kendisi olur. Böylece aslında kendine zarar verir. Kazanacakken kaybeder. Fırsatları kaçırır.  Başkalarına zindan projeleri hazırlarken, koskoca dünyayı kendine zindan eder. Yaşamın güzellik ışıklarını karanlığa mahkum eder. Ve kıskançlığın piri mefistoyu sevindirir.

 

         Aslında her ne şekilde olursa olsun hasetin –nazar dışında– kıskanılan kimseye hiçbir zararı yoktur, olamaz da. Şayet bir zarar söz konusu ise, o da hasetçinin kendisinedir. Çünkü kıskançlık, kıskanılandan daha çok kıskananın işini bitirir. Evet böyle biri her zaman rahatsızlık içindedir. Çekemediği kimselerde gördüğü güzelliklerden, global kaderin ona verdiği nimetlerden rahatsız olur. Oturur kalkar hasım kabul ettiği şahıstaki üstün gördüğü özellikler karşısında kinle, nefretle homurdanır durur. Hatta O’ nun ona verdiklerini içten içe sorgular. Duaya inanıyorsa, kıskandığı kimseye beddua bile eder. Hatta onun için büyüye başvurur. Böylece kendi hayatını çekilmez bir azaba çevirir.

 

         Böyle bir hasid, O’ nun takdirine rıza göstermemektedir. Haset eden kaderi planların kendi heva ve hevesi istikametinde olmasını ve gelişmesini istemektedir. Bu bir hezeyandır. Böyle biri açık kapalı her zaman kaderi tenkit eder. O’ nun eylemlerini ve isteklerini sorgular. Bu da haddini aşmadır. Hikmet bilmezliktir. Parmak ucunu görememektir.

 

         Kıskançlık hafakanları ile kendi yaşamını mahveder. Kendi eliyle gider; kendini sıkan, boğan, öldüren bir darlığın içine hapseder. Yalnız kendini değil çevresini de rahatsız eder. Dedikodu eder, laf taşır, insanları birbirine sokar. Hem rahatsız eder, hem rahatsızlığa maruz kalır. Böyle bir darlık içinde geçirdiği her dakika, her saat, patlamaya hazır bir bomba görüntüsü sergiler ve bu haliyle en yakınlarını dahi huzursuz eder. Tabii ki bu iç sıkıntılarının ardından nevrotik hastalıklar gelir. Burada asıl tedavi edilmesi geren kaygı, depresyon değil, haset duygusudur.

          Sınıflandırmalar:

 

         Kontrol Altına Alınmayan Haset Duygusunun Aşamaları:

 

  1. Değişik rekabet hisleriyle dışa vuran kıskançlık duygu, düşünce ve davranışları;
  2. Hazımsızlığa hazımsızlıkla karşılık verme şeklinde ortaya çıkan çekememezlik;
  3. Gidip sanrı ve hezeyana dönüşen, sonra da adeta bir tufan halini alan daha şiddetli haset hissi...

 

Bir insanda haset hastalığı varsa, onun için bir sürü çekememezlik nedeni hazır demektir. Çok basit bir düşünce değişikliği ile çözülebilecek çekememezlik, hazımsızlık nedeni olabilir:

 

  1. Bazıları için aynı kulvarda koşma kıskanma nedenidir: Böyle bir kişi şöyle der. “O kim ki benimle aynı kulvarda koşabiliyor. Ben farklıyım. Özellikliyim” gibi;
  2. Bazılarınca karşı taraf kadar başarılı olamama veya beklediği ölçüde başarılarının karşılığını görememe;
  3. Kimilerince de bencillik ve kibir tepelerinden baktığında hep hasmına göre kendine biçtiği seviyenin gerisinde kaldığını düşünme ya da kalma.

 

         Hastalığın Gidişi:

 

         Bir çok problem ve hastalık insanın duygu, düşünce ve davranışlarıyla nefsin olumsuz arzu ve isteklerine cevap vermesiyle oluşur.  Nefsi arzu ve isteklerinin peşinden koşarken bir yandan da mefisto kulağına fısıldar durur. Küçükken kardeş kıskançlığı, okulda arkadaş kıskançlığı, evlilikte elti, gelin, kaynana, eş kıskançlığı ve iş arkadaşının, eşin, dostun, yoldaşın, akrabanın kıskançlığıyla yaşam devam eder gider. Yaşamda kimi zaman kıskanan, kimi zaman kıskanılan oluruz. Hangisi olursak olalım kıskançlık sıkıntılara sebep olur. Problemler büyür ve çeşitli hastalıklar böyle meydana gelir. Asıl sebep hasettir. Ve depresyon, kaygı veya nevrotik bozukluk tedavi edilse bile asıl tedavi edilmesi gereken kıskançlık, haset duygusudur. Temeldeki patoloji tedavi edilmezse nevrotik bozukluk tedavi edilse bile sorun tekrarlayacaktır.


         Eğer hasedin önü alınmaz, tedavi edilmez ve yaşam kıskançlıkla sürüp giderse, zamanla kıskanılan kimselere karşı olan bu çekememezlik hissi büyür, genişler düşünce ve hissiyatı tamamen kuşatır. Zamanla hasid bütün iyiliklere, güzelliklere sövüp sayan bir saldırgan haline gelir. Öyle ki, artık böyle birinin bütün sözleri döner dolaşır, hep gelir düşman konumundaki kişilere takılır. Kıskançlık pençesinde kıvranıp duran şanssız hasid bütün olumsuzlukları gider kıskanılan kişiye dayandırır. Ne yapar?

 

  1. Bazen hasmını hafife alır, küçültür, aşağılar, küçümser,
  2. Bazen onun hakkında gıybetlere girer,
  3. Bazen de iftiralar ile karalayarak hep ona karşı düşmanlık duygularıyla oturur kalkar.

 

       Kıskançlık Kurbanları:

 

       Kıskançlık yüzünden üç çocuğu olduğu halde eşinden ayrılan ve daha sonra pişman olan ama kocasını yuvasına döndüremeyen ve eşini dışarıya kaptıran bir anne, bir eş. Burada kaybeden sadece anne baba değildir. Çocuklar asıl kaybedendir.

        

         Kıskançlığı yüzünden aşırıya giden ve otuziki yıllık hayat arkadaşını bıktıran ve kaçırtan ve geri döndüremeyen yaşlılığın eşindeki bir koca. Hala eşini geri getirtmeye çalışıyor.

 

         Eltisini kıskanan, kayınvalidesi ve kaynatası ile bir olup birlikte onu yaşadıkları apartmandan çıkartmaya çalışan ve böylece hayatı kendisine huzursuz eden genç kadın. Mecburen eltisi ile beraber yaşamaya devam ediyor ve yaşamı kendine huzursuz ediyor.

 

         Hükümdarken Salih kulu kıskanıp ateşe atan ama onu yakamayan, sonunda çıldırıp başkentini yakan ve deliren Nemrut. Hala yanıyor..

 

 

       Tedavi:

 

         İyi terbiye, tedavi edilmezse haset insanı yer bitirir. İnsan kendi kendini rehabilitelerle, O’ nun huzuruna günde birkaç kere çıkarak,  boşlukları doluya çevirerek bu ciddi kayış rampasından kurtulabilir.

 

         Her insanda potansiyel kıskançlık duygusu mevcuttur. Bu olumsuz duygu değişik terbiye yöntemleriyle kontrol altına alınmalıdır. Evet olumsuz duygular, sivri ve rahatsız edici kişilik özellikleri, kötü alışkanlıklar terapi ile tedavi edilebilir.  İnsanları his, şuur ve şuuraltı dünyalarıyla iyi okuyup iyi değerlendirebilen iç derinlikli psikolog, psikiyatrist, rehber ve insan sarrafı terbiyeciler aracılığıyla, kişinin olumsuz yönlerinin zararlı bir şekilde ortaya çıkmasına fırsat verilmeyebilir. Bu tür kötü hisler önceden sezilerek, hoşgörüye ya da başkalarına ait meziyetlere dayanılabilmeye,  tahammül edilebilmeye hatta onların güzel özellikleriyle övünmeye çevrilebilir. Böylece tüm kötü his, duygu, düşünce ve davranışlar düzeltilebilir. Kişiye kendi kabiliyet ve özellikleri ile yapabilecekleri gösterilebilir. Böylece kıskançlığın derecesi azaltılabilir. Bu şekilde hasetçinin kendini harap etmesi kısmen de olsa önlenebilir. Kıskançlık mefistonun dolaplarından bir dolaptır.

 

 

         Haset, bir kötülük saplantısıdır. Bir yıkma ve yok etme hissidir. Akli ve mantıki yollarla bunun kıskanç kimseye hiçbir şey kazandırmadığının anlatılması yararlı olur. Hemen tesir etmese de zamanla bir şey ifade edeceği, hiç olmazsa bu duygunun frenlenmesini sağlayacağı söylenebilir. Ayrıca, kıskanç kimsede başkalarına yararlı olma hissinin uyarılması, yaşama duygusu yerine yaşatma duygusunun geliştirilmesi faydalı olabilir. Ve tabii her şeyden evvel yaşamı ve amacını O’ nun hoşnutluğuna bağlı götürme hedef olmalıdır. Rehabilitasyonda O'nu hoşnut etme gayreti içerisinde olma hissi uyandırılmalıdır. İnsan nefsin ve bedenin kölesi olmaktan kurtarılmalıdır. 

 

         Haset, insanın bir kısım iç zaaflarının belli şahıslarda haset dürtülerine dönüşmesidir. Aslında hasetçi kendini yetersizliğinin farkındadır. Çünkü asıl güç sahibini iyi tanımamaktadır. İnsanlarda var olan mal, mülk, çoluk, çocuk, çevre, dost, tip gibi gölge özelliklerin O’ ndan geldiğini fark edememekte ve karşısındakine vermektedir. Kıskandığı özellikler kendinde olmadığından dolayı yetersizlik duygularına ve aşağılık kompleksine kapılmaktadır. Oysa bilse ki her şey O’ ndandır. Güzellikler sadece O’ na aittir ve O’ ndan gelir. Güzel özellikler kıskandığı şahsa ait değildir. Bir nevi kıskanmak O’ na isyan etmek demektir. Kıskanmak O’ nun verdiğini yetersiz bulmak demektir. O adaletsiz değildir ki icraati yargılansın. Hasid, güzellikleri kıskandığı kişiye verir. Gölgelerin gerçek sahibini görmez. Kıskandığın kişideki özellikleri asıl sahibine değil de aciz insanoğluna verilirse ondaki yetersizlikler, eksiklikler, acizlikler hasidi kıskanılan kişiyi yenme, yok etme ve yıkma yoluna götürebilir. Böylece kendi üstünlüğünü sağlamaya çalışır. Hem karşındakine zulmetmiş olur, hem haksızlık yapmış olur.

 

         Paçayı nefsine kaptırmış bir hasetçinin içi temiz duygulardan uzak kalır. Kötülükler içini sarmıştır. Böyle bir kişide tedavisinde izlenecek rota şöyledir:

 

  1. İçindeki bencillik hissi yok edilmelidir. Egosu küçültülmeli, diğergamlık hissi artırılmalıdır. Başkaları için de sevinmesi öğretilmelidir. Kendini yermesi öğretilmelidir. İnsan hatalarını görebilmeli; iyi yönlerini kötü yönlerini masaya yatırıp değerlendirmeli; hatalarını görmesi sağlanmalıdır. Var olanla, kendisine verilmiş. güzelliklerle kanat etme duygusu uyandırılmalıdır.
  2. Nimetlere şükür etmesi öğretilmelidir. Yoksa hayattan hiç zevk alamaz tüm dünyayı ele geçirse de. İki krala bir dünya yetmezken, iki dervişe bir kilim yetermiş.
  3. Hasetçinin kibir duygusu, görünme zaafı, alkışlanma arzusu ile savaşılmalıdır. Bu zaaflar hastanın içinden atılmalıdır.

 

         Haset duygusu varken hakikî insan olmak hayaldir. Yaşamdan zevk alması da mümkün değildir. Hasetçi bu duygusunu yenmediği müddetçe iyileşmez bir hastalığın pençesindedir. Düzelmedikçe bu haliyle bir şey dinleyip bir şey anlaması da mümkün değildir.

 

         Diğer hastalıklar gibi haset rahatsızlığının da erken teşhisi çok önemlidir. Eğer rahatsızlık dışa vurmadan sezilir; kıskanılan kimse veya bir başkası tarafından kıskanç adam değişik rehabilitelerle kalbi ve ruhi hayata yönlendirilebilirse, bu öldürücü duygu belli ölçüde de olsa baskı altına alınmış olur.

 

         İnsan iç dünyasını sürekli ölçmeli haset ve kıskanma duygusundan uzak durmalıdır. Hasetle iyilik bir kalbde beraber bulunmaz. Ateşin odunu yakıp kül ettiği gibi haset de iyilikleri öyle yer bitirir. Hasede girmedikleri sürece insanlar hep güzellikle oturur kalkarlar. İnsanlar hakkında iyi düşünmeli, kötü zandan uzak durulmalıdır. Haset çok tehlikelidir. Dedikodu ile ömür ve güzel işler tüketilmemelidir. Başkalarının kusurlarının takipçisi olunmamalıdır. İnsanlar birbirine karşı çekememezlik ve kıskançlığa girmemelidir. İnsanlara kin ve nefret güdülmemelidir. Yoksa sadece kendimize yazık etmiş oluruz.

         Kıskanılan Kişi Neler Yapabilir?

 

         Bu arada haset edilen kimselerin de yapabileceği şeyler vardır. Birisinin kendisini kıskandığını fark edenler şöyle davranabilir:

 

  1. Sahip oldukları nimetleri paylaşma ve herkesi faydalandırma;
  2. Kıskanma ve çekememe konumunda bulunan kimseleri görme gözetme ve gönüllerine girme;
  3. Hazımsız olduklarına olasılık verdikleri kimseler hakkındaki iyi düşünce ve fikirler onlara ulaştırılma;
  4. Ellerinden geldiğince en güzel işlerde bile başkalarını rahatsız edecek şekilde önde görülmemeye çalışma;
  5. O’ ndan gelen güzellikleri herkesin görüp bileceği tarzda kullanarak iştahları kabartmama;
  6. Gıpta damarlarını uyandırmaktan bile kaçınma.


         Yarışma ile gıpta karıştırılmamalıdır. İyi işlerde yarışmak; gıpta etmek ve “Bak o ne güzel işler yapıyor. Ama ben de yaparım inşaallah” demekte zarar yoktur. Güzellikleri yaşama ve yaşatmada, O’ nun istediği gibi hakiki insan olma yolunda yarışmada mahsur yoktur. Gene de bize düşen karşımızdakinin gıpta damarını uyandırmamaktır.

 

Aldanma bu yalan dünyaya,

Ne kalmış ki geriye

Ölümden başka insana,

Vesselam.

 

İsmail Yavaş

Çocuk Psikiyatristi

Pirene Psikiyatri Dal Merkezi

http://ismailyavas.blogspot.com/

 

 
İletişim E-Posta: drismaily@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 1225
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

BEN DE BÖYLE YAPTIM, ŞULE YAYINLARI
Hasedin Önlenemeyen Yükselişi
Oğul Babanın Sırrıdır
BİZİM KARNE
Üç Soru, Üç Cevap
Diğer Yazarlar

FİNİKE'YE YAKIŞMIYOR
BEN DE BÖYLE YAPTIM, ŞULE YAYINLARI
Finike Küçük, İnsanları Büyük Bir İlçe
KADINSAN BİR KADINLIĞINI BİL!
31 MART 2012 ESKİ GÜNLER
TURİZM MAĞAZACILIĞI ve FİNİKE
MADDİYAT MANEVİYATI HAPSEDERSE
HOŞGELDİN RAMAZAN.....
KAYNAR KAZANDA
BAHARA KARIŞMA
İhale İlanları

Yazarlar 
Hava Durumu ( Antalya )
Bugün
19°°C - 27°°C
Salı
20°°C - 26°°C
Çarşamba
20°°C - 26°°C
Perşembe
20°°C - 25°°C
Namaz Vakitleri ( Antalya )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:5305:3513:0116:4920:1621:49

28 Mayıs 2018 Pazartesi
Tarihte Bugün
1624 - İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin irtihali
1948 - İnsan Hakları Beyannamesi'nin Yayınlanması
Bizi Facebook'ta takip edin
 
Günün Sözü
"Yıkılıp düşene gülme sakın sen. Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz "
()
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,20ms