Bugün - 10 Aralık 2018 Pazartesi
Foto Galeri
Video Galeri
Künyemiz
Üye İşlem
 Bize Ulaşın
www.finikeakdeniz.com.tr Logo
FİNİKE
FİNİKE SPOR
DEMRE
KUMLUCA
ANTALYA
GÜNCEL
-
Antalya 27°°C
Yazar Detayları

İsmail YAVAŞ

İsmail YAVAŞ - Oğul Babanın Sırrıdır

Oğul Babanın Sırrıdır
Yazı Tarihi: 18 Şubat 2013 Pazartesi

Oğul Babanın Sırrıdır 

 

Bir zamanlar toplumda sevilen sayılan bir anne babanın çocuğu şerbetçilerin, sucuların kırbasına iğne, çivi batırır kaçarmış. O devirlerde kırba bir ailenin geçim kaynağı imiş. Öyle kolay bulunur, elde edilir bir şey değilmiş. İnsanlar bir iki bir şey söyleyememişler. Sevdikleri saydıkları insanların utanıp üzülmesini istememişler. Ancak çocuğun davranışları devam etmiş. Sonunda anne babanın durumdan haberleri olmuş.  Çok üzülmüşler. Bey “Eyvah hanım, biz ne yaptık ta bu çocuk böyle davranıyor diye kendilerini sorguya çekmeye başlamışlar. Bey düşünmüş geçmişinde kayda değer bir şey bulamamış. Hanım düşünmüş demiş ki “Bey ben hamile iken aşermem vardı. Komşunun portakalını canım çekti. Tığ batırdım bir damla portakal suyu çıktı. Emdim”. Bey bunları duyar duymaz “Eyvah hanım sen ne yaptın. Olur mu? Bu yaptığın iş mi? Hiç yapılır mı?” demiş. Yüzünü buruşturup Allah müstehakını versin manasında bir hareketle Hemen git ve helalleş” demiş.  

 

Çocuk anne babanın sırrıdır. O dünyaya adımını attığı andan itibaren yaptığımız her şeye dikkat etmeliyiz. Yapıklarınız onun ömründe karşınıza çıkacaktır. Sadece ona yaptıklarımız değil, anne babamıza, topluma yaptıklarımız da bir gün karşımıza çıkacaktır. Yaşarken parmak ucunda yürür gibi yaşamak gerek. İncitmeden, kırmadan, kimseye zarar vermeden, yaptıklarımızın hesabını bir gün vereceğimizi bilerek dikkatlice yaşamak.  

 

Geçmişte yaptığımız, geri dönüp de düzeltemeyeceğimiz hatalar için ne yapacağız peki. Ben şöyle bir şey denedim. Olanın geri dönüşü sadece tövbe  ve pişmanlık iledir. Yapılanlar yapılmış, iş işten geçmiş, geri dönüş imkanı kalmamış, kaybedilenler kaybedilmiş. Gece üç ile beş arasında günün ilk ışığı atmosferin üst katmanlarına değmeden kalktım. İçimi döktüm O’ na. Hataları pişmanlık içinde ağlayarak itiraf ettim.Size de öneririm. Kim ne yapıyorsa sorguya çekilecek. Sorguya çekilmeden füsunlugecelerde kendi kendimizi sorgulayalım. O’ na kusurlarımızı itiraf edelim. Nasılsa hiçbir şey gizli saklı kalmayacak. Sorguya çekilmeden insanın kendi sorgulamasını yapması gerekiyor. Gecenin belli vakti O’ nunbizlere en yakın olduğu andır. O sorguyu kendimiz yaparsak affetmek O’ na aittir. İnsan demelidir ki “Ben halt ettim ama sana itiraf ediyorum. Beni affet benim yüzümden çocuklarımı, eşimi üzme. Benim yüzümden bunların üstüne gitme.” Her şeyi düzeltecek sadece O’ dur. Umudumuzuhiç kesmeyelim. 

 

Üslup çok önemlidir. Çocuklarımızda gördüğümüz kötü davranış ve haller düzeltilmelidir. Çocuk uyarılmalıdır. Ama nasıl? Bağırıp çağırıp hakaret ederek düzeltemeyiz onun davranışlarını. Hoşgörü ve müsamaha göstererek, arkadaşça davranarak, bıkmadan ve yılmadan, halim ve selim yaklaşarak çözmek daha iyi bir yoldur. Bir taraftan kendimizi suçlayarak yaklaşmalıyızçocuğumuza. O’ na gece demeliyiz ki “Benim yüzünden ona böyle yanlışlar yaptırma. Beni affet. Onu da affet”.  

 

Kral bir gün dehşetle uyanır. Gördüğü kabusun etkisiyle kan ter içerisinde kalmıştır. Rüyasının anlamını kahinlerden sorar. Birinci kahin korka korka”kralım rüyanın yorumu şöyledir: Anneniz ölecek, babanız ölecek, çocuklarını ölecek, eşiniz ölecek, arkadaşlarınız ölecek, vezirleriniz ölecek, etrafınızdaki herkes ölecek. En sonunda da siz de öleceksiniz” der. Kral çok kızar ve kahine“bu ne biçim yorum” der ve kahini idam ettirir. Diğer kahinler de aynı yorumu yaparlar ve sırayla canlarını teslim ederler. Sonuncu kahin bakar ki durum kötü. Rüyanın yorumu da diğer kahinlerin dediği gibi. Şöyle bir cevap verir. “Kralım” der. “Çevrenizdeki insanlar içerisinde en uzun ömürlüsü siz olacaksınız”. Kral bu yorumu çok sever ve bu kahini ödüllendirir. Üslup önemlidir. Neyi, nasıl, ne zaman, nerede söyleneceğini bilmek ve uygulamak maharettir.  

 

Başkalarının yönetimi kalp ister. Kendimizi akılla ve mantıkla yönetebiliriz.Ancak başkalarına kalp ile seslendiğimizde etki bırakırız. Dilden söylenen şeylerin etki etmeme olasılığı yüksektir. Kalpten söylenenler ise belki daha çok iz bırakır. Kalbimizle konuşmalı, dil ile değil. Kalp ile, gönül ve vicdan ile hareket edince, gece ağlayınca, O da cevap verince neler olur neler. Hatalarımıza ağlayalım. Hakiki insan olma kapasitesi varken potansiyel insan olarak kalmış olmamaıza ağlayalım. Ne kadar ağlasak azdır. 

İki komşu ülkenin hükümdarları, birbirleriyle savaşmaz ama her fırsatta birbirlerini zeka oyunlarıyla taciz ederlermiş. Bu da doğum günleri ve bayramlarda birbirlerine ilginç hediyeler göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma şeklinde olurmuş.Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırmış. Ona birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasını rica etmiş. Aralarında tek bir fark olacak ama bu farkı sadece ve sadece ikisi bilecekmiş. Günler ayları kovalamış, sonunda heykeller hazırlanmış ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderilmiş. Heykellerle birlikte bir de mektup yollanmış. Şöyle demiş heykelleri yaptıran hükümdar: "Sevgili Dostum, doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri, diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana da haber ver." 
 
Hediyeyi alan hükümdar, bu jeste önce çok sevinmiş ama sonra da sinirlenmiş. Komşu yine akıl almaz bir bilmeceyle onu köşeye sıkıştırmıştı. Hemen heykelleri tarttırmış. Üç altın heykel, gramına kadar eşitmiş. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırtmış. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelemişler ama aralarında bir fark görememişler. 
 
Günler ve aylar geçmiş. Her geçen günle birlikte hükümdarın sabrı taşıyormuş ve maalesef bir türlü cevabı bulamıyorlarmış. Bütün ülke seferber olmuş ama bir çözüm üretilmemiş. Sonunda, hükümdarın zindana attırdığı isyankar genç de bu durumu öğrenmiş. Genç çözümün kendisinde olduğunu söyleyen bir haber uçurtmuş hükümdara. İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmış. Başka çaresi kalmayan hükümdar bu gence de bir fırsat vermek istemiş. Aylar geçip de komşu hükümdara sevinçli haberi yollayamamak onu kahretmiş. 
 
Genç önce heykelleri saatlerce incelemiş, sonra da çok ince bir tel getirilmesini istemiş. Teli birinci heykelciğin kulağından sokmuş, tel heykelin ağzından çıkmış.İkinci heykele de aynı işlemi yapmış. Tel bu kez diğer kulaktan çıkmış. Üçüncü heykelde tel, kulaktan girmiş ama bir yerden dışarı çıkmamış. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyormuş. Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı, büyük bir gururla yazmış:"Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir. Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir. En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır….’’ 
 

Yılanın delikleri kapatılmalıdır. Geçmişimiz yılan delikleriyle dolu olabilir. Birini bile tıkamadığımızda o delikten çıkan yılan bizi ve evlatlarımızı sokabilir. Geçmişimi

 
İletişim E-Posta: drismaily@gmail.com - Telefon: Okunma Sayısı: 1653
 
Yorumlar
*** Yorum Yaz
Bu yazıya hiç yorum yapılmamış, ilk yorumu siz yapın.

Diğer Yazıları

BEN DE BÖYLE YAPTIM, ŞULE YAYINLARI
Hasedin Önlenemeyen Yükselişi
Oğul Babanın Sırrıdır
BİZİM KARNE
Üç Soru, Üç Cevap
Diğer Yazarlar

FİNİKE'YE YAKIŞMIYOR
BEN DE BÖYLE YAPTIM, ŞULE YAYINLARI
Finike Küçük, İnsanları Büyük Bir İlçe
KADINSAN BİR KADINLIĞINI BİL!
31 MART 2012 ESKİ GÜNLER
TURİZM MAĞAZACILIĞI ve FİNİKE
MADDİYAT MANEVİYATI HAPSEDERSE
HOŞGELDİN RAMAZAN.....
KAYNAR KAZANDA
BAHARA KARIŞMA
İhale İlanları

Yazarlar 
Hava Durumu ( Antalya )
Bugün
19°°C - 27°°C
Salı
20°°C - 26°°C
Çarşamba
20°°C - 26°°C
Perşembe
20°°C - 25°°C
Namaz Vakitleri ( Antalya )

İmsakGüneşÖğleİkindiAkşamYatsı
03:5305:3513:0116:4920:1621:49

28 Mayıs 2018 Pazartesi
Tarihte Bugün
1624 - İmam-ı Rabbani (k.s) Hazretlerinin irtihali
1948 - İnsan Hakları Beyannamesi'nin Yayınlanması
Bizi Facebook'ta takip edin
 
Günün Sözü
Musibetin sevabına talip olmaklığın, musibeti çekmekte iken de varsa, zahidsin.
(Hz. Muhammed)
Arşiv Arama
Anasayfa
Site Haritası
Sitenize Ekleyin
RSS Kaynağı
Hakkımızda
Künyemiz
Facebook
Twitter
Bize Ulaşın
Copyright ©2013 - Tüm hakları saklı tutulmaktadır.
Bu sitede yayınlanan tüm resim, materyal ve içeriğin telif hakları tarafımızca saklı olup izinsiz alınıp kullanılamaz.
0,20ms